26 Mayıs 2014 Pazartesi


Görene eziyet gözlerin / ne zaman sana rastlasam
Yıkılmış yağmalanmış bir şehir gibi ortasında kalıyorum hayatın.

25 Mayıs 2014 Pazar


Olur da hayatında tek bir tutunacak dalın kalmazsa,
ben kırdığın yerdeyim.


Şiirlerin içinden çıkıp gelen kadınlar vardır; 
Öpse şiir, saçını dağıtsa mısra, gülse kıt’a olur...


"Herkesin, gerçeğin kendisine yetecek kadarıyla ilgilendiği bir dünyada, 
gerçek ne işe yarar ki?"


“Bazen olmak istediğimiz yer ile olduğumuz yer arasındaki fark, 
gözlerimizin içine baka baka sıkar boğazımızı.”


Dünyada bana "ne istiyorsun?" diye sorsalar hiç düşünmeden vereceğim cevap şudur: 
"anlaşılmak istiyorum."

24 Mayıs 2014 Cumartesi


Bazen ona bir şeyler yazarsın, yazar silersin.. yazar silersin.. 
O hiçbirini okumamış olur; ama sen hepsini söylemiş olursun.

19 Mayıs 2014 Pazartesi


İlişkinin evreleri var ve en güzel evresi o başlamayan ama sanki sevgiliymiş gibi olduğun evredir.

 O anlar neden o kadar tatlıdır biliyor musun? 
Çünkü sevgilin değil ve sevgilin olmayan birinden ayrılamazsın ama sevgilin olduğunda işin içine ”ayrılık” ihtimali karışır. 

Oysa uzaktan sevmek, sevilmek daha güzel, bitişi de hasarsız, sevişi de…

Düşse düşse gülüşünden düşer o da kalbine… 
Gözünden düşmesi için sevgilin olması lazım, bırak gülüşünden düşsün.


Belki papatya aşıktı kokusuna?
Belki ölmeden kimseyle paylaşmak istemiyordu kokusunu.
Belki o yüzden koparıldıktan sonra kokusu geliyordu..
Kim bilir?


Hayatta kimseyi değiştiremezsin ve kimse için değişmemelisin.
 Ne sen başkası için mecburi istikametsin; ne de başkası senin için.
 Yorma kendini; bırak hayatına eşlik etmek isteyenler seninle gelsin...


Biri kalbini kırıyorsa ondan uzak dur!
Ona daha fazla alışmadan kurtar kendini. Onunla ilgili hayaller kurmayı bırak.
Kısacası yol yakınken ondan umudunu kes, unutabiliyorsan unut hatta.
Çünkü çekinmeden kalbini kıran, umudunu da kırar sonunda…



Sana kinim kalmadı, öfkem çoktan geçti.
Ama gel gör ki öyle derin yaralar bıraktın ki yüreğimde; ne sarabilecek gücüm kaldı ne de açtığın yaradan öpecek heves bıraktın bende…
Her şey geçti de bir tek sana olan kırgınlığım kaldı içimde.
O hiç geçmedi,
Geçmeyecek de…


Hayatında her zaman her şey yolunda gitmez. Aslında çoğu zaman gitmez...
Doğru yerde olsan yanlış zamanda olursun, zaman doğru olsa yer yanlış olur... 
Bazen ikisi de doğru olsa yanlış kişiylesindir.
Önemli olan hayatında doğru kişi olması aslında. 
Doğru kişiyleysen eğer, zaman da doğrudur, mekan da.
Çünkü hangi durumda, nerede olursan ol;
 birinin "boş ver, ben her koşulda yanındayım" demesi iyi geliyor insana...


Seni yollarca, şehirlerce uzağından sevdim.
Seni kelimelerce, şiirlerce yakınından sevdim.
Seni, dünya üzerinden sanki ilk kez benim için kalemi eline alıp yazdığın mektuplarca sevdim.
Seni umutsuzca, beklentisizce, hayallerce uzağından sevdim.
Hayatımı öyle olduğunu gibi bıraktım. 
Sende beni bıraktın.


Neydik biliyor musun sevdiğim?
Kavuşamayan şehirlerdik biz. 
Hiçbir otobüs, hiçbir tren, hiçbir uçak kavuşturamadı bizi.
Hep en uzağım kaldın.
Bilmezsin sen bu acıyı..


"Düşün ki çıkmaz sokaklara girdim yokluğundan. bilemedim, sustum konuşamadım kimseyle sen yokken. sadece sustum. 

Başka yol yoktu. böyle düşündüm. sadece yürüdüm, bilmediğim yollarda tek başıma yürüdüm.

 Oysa sadece seninle bilmediğim yollarda yürümek isterdim ben. böyle el ele. soğuk ellerini ısıtmak isterdim hep. bilirsin, seninle yürümeyi bile çok severim ben."


“Gerçekten çok mu bencilce;
bir başkasına gülmeni istememek?”

Kadın susarak gider.
Eğer bir kadın şikayet ediyorsa, erkek bilmelidir ki, hala ümidi vardır o kadının.
Ne o zaman ümidini o ilişkiden kestiyse, o zaman sevgisi de yara almış demektir.
Bir kadının çığlıklarından, kavgalarından korkmamak gerek. 
Çünkü kadının gidişi sessiz ve asildir..


Yoktum ben, senden önce yoktum sanki.
Sen geldin, varlığımı bildim.
Sen geldin, bir dokunuşun; bir öpüşün nasıl da büyük bir hazza dönüştüğünü gördüm.
Sen geldin, ben oldum, aşk oldum.
Sen geldin,
Ama ne güzel geldin...

17 Mayıs 2014 Cumartesi


Aceleye gerek yok.
Doğru zamanda, doğru sebeple, doğru kişiyle olacaksa eğer,
Beklemeye değer..!


Umudun bir rengi olsaydı mavi olurdu;
Deniz gibi, gökyüzü gibi sonsuz...


Bazı adamlar, incitmeden sevemezdi.
Kırardı, dökerdi, yangınlar bırakırdı arkalarında.
Bazı adamlarsa, tüm geçmişi unutturur, parmak uçlarından öperdi…

"CANIM" ne güzel kelimedir öyle.
İçinde insanın can'ı var.
an'ı var.
anı'ları var...

İnsanlar böyledir .. 
İnsanlar ne yaşadığını bilmeden yargılarlar seni.
 Onlar ki bir kez bile senin ayaklarınla yürümemiştir. Onlar senin sevdiğin gibi sevmemiştir birini.. 
Onlar gülüşlerine denk gelmişlerdir senin, bilmezler uzun gecelerini, uzayan gecelerini..
Gözlerin ki kan çanağıdır kahkahalarının ardında sakladığın.
. Kahkahalarının arasında kaybolan gözlerin perişandır...
Onlar senin ellerinle dokunmamıştır hiç en sevdiklerine, son kez ve bile bile..
İnsanlar hep aynıdır..
Senin içini oyan cümleler vardır ! 
Sen karanlıktasındır oysa, sen karasındır artık farketmezler ..

İnsanlar hep birlikte yürürler üzerine, senin çıkmaz sokakların vardır,
 senin ne yapacağını bilmediğin bugünlerin vardır,

Bilinmeze uyandığın sabahların vardır.....

13 Mayıs 2014 Salı


Yaşım ilerledikçe, insanların ne dediklerine daha az dikkat eder oldum; 
Yalnızca ne yaptıklarını izliyorum.


Bazen insan;
Bağırmak istiyor birine,
Bağırdığında kırılmayacak birine,
Ardından çocuk gibi sıkıcasına sarılabilecek,
İki damla yaş düşürebileceği omuzları olan birine...


Bazıları tanıyarak aşık olur bazıları tanımadan. 
Bende tanımadan aşık oluyorum .
 Çünkü tanıdıkça aşık olamıyorum. İnsanların kusurlarını görüyorum. 


Artık ben de sıkıldım güçlü görünmekten, 
İçim düğüm düğümken başka düğümleri çözmekten... 
Herkese yetişmekten ama hep kendime geç kalmaktan... 
Eskiden olsa bir şekilde yakasından tutardım hayatın, 
Ama şimdi tutunduğum her hayat elimde kalıyor... 
Ya benim gücüm tükenmiş, 
ya da hayatın karşıma çıkardığı yürekler çok acımasız...
Haketmeyenler en konforlu kalplerde sefalarını sürerken,
Nedense ben hep iyi halden tahliye ediliyorum yüreklerden...


Bir kutunun içinde sıkışmaktan ölecek gibi hissediyorum.
Hep bir baskı, bir havasızlık, bir daralma hali
Ama kutudan kurtulursam bu kez ne yapacağımı bilmiyorum
Hep bir korku, şimdi ne olacak düşüncesi, sahipsizlik hali…

12 Mayıs 2014 Pazartesi

Mutlu Aşk Yoktur

İnsan her şeyi elinde tutamaz hiç bir zaman
Ne gücünü ne güçsüzlüğünü ne de yüreğini
Ve açtım derken kollarını bir haç olur gölgesi
Ve sarıldım derken mutluluğuna parçalar o şeyi
Hayatı garip ve acı dolu bir ayrılıktır her an
Mutlu aşk yoktur

Hayatı Bu silahsız askerlere benzer
Bir başka kader için giyinip kuşanan
Ne yarar var onlara sabah erken kalkmaktan
Onlar ki akşamları aylak kararsız insan
Söyle bunları Hayatım Ve bunca gözyaşı yeter
Mutlu aşk yoktur

Güzel aşkım tatlı aşkım kanayan yaram benim
İçimde taşırım seni yaralı bir kuş gibi
Ve onlar bilmeden izler geçiyorken bizleri
Ardımdan tekrarlayıp ördüğüm sözcükleri
Ve hemen can verdiler iri gözlerin için
Mutlu aşk yoktur

Vakit çok geç artık hayatı öğrenmeye
Yüreklerimiz birlikte ağlasın sabaha dek
En küçük şarkı için nice mutsuzluk gerek
Bir ürperişi nice pişmanlıkla ödemek
Nice hıçkırık gerek bir gitar ezgisine
Mutlu aşk yoktur

Bir tek aşk yoktur acıya garketmesin
Bir tek aşk yoktur kalpte açmasın yara
Bir tek aşk yoktur iz bırakmasın insanda
Ve senden daha fazla değil vatan aşkı da
Bir tek aşk yok yaşayan gözyaşı dökmeksizin
Mutlu aşk yoktur ama
Böyledir ikimizin aşkı da

Başkalaşan Aşk

Adını anmak güzeldi,
dost ağızlarda sana dair cümlelerin
ıslatılması...
Adını anmak...
Yüksek sesle, kimsesiz gecelerin düşsel
avuntularına sırt çevirip senden söz açmak...
Biraz gülünç, biraz sitemkar...
güzeldi...
Adının Türkçedeki yankısı özeldi...

Seninle yoğurt yemek, kendi Kanlıcanlı,
Sülalesi Kandilli yoğurtçunun mekanında...
Denize amors durup, yüzüne
cepheden bakmak güneşli bir mavilikte....
güzeldi..

İpe sapa konuşlanmaz bahanelerle elini tutmak,
yüzünde
Yüzyıllık bir hasreti gidermek güzeldi...

Güzeldi'li geçmiş zamanları düşünüyorum
şimdi...
Cümlelerimiz öznesiz...Umursayan yok,
Kanlıca'daki yoğurdu...

ve eşikteki öpücük, tarih bilinci olmayan bir
aşkın mührüdür artık...

Aşk Hayatı
Sevmek gibi geliyordu her şey,
sevmek gibi gidiyordu kadın
adının anlattığı,canın teni yakmasıydı,
bir bulut evet ama aslolan
bulutun suyu yağmasaydı...

'bir insanı sevmekle başlıyordu her şey'
ve boşanmak için
en az iki şahit gerekiyordu

Solgun Bir Güle

gül bilsen nasıl kıskanırım seni!
her şeyden önce mutluydun;
Sylvien'in hoşuna gittin
seçip kopardı seni.
bütün gençlerin hazzı adına
göğsünde açtın onun.
ve çok tatlıydı ölümün!
akşam solarken sen
bir damla gözyaşını
o senin üstüne bıraktı.
ah seni nasıl kıskanırım herkesten!
ah ölümün ne kadar tatlıydı. 

Ve bilinsin ki;
Kadın..
Karşısına tüm dünyayı alırken
Yanında yalnızca
Tek bir adam ister..
Öyle çok detaylı değil
Yalnızca “kararlı”
Biliniz ki;
Kadının solundaki boşluğa oturursa biri
Dünyadaki erkek sayısı bire düşer...


Ben sana hep üşüyordum,
Çünkü kıştım.
Nakıştım, bakıştım.
İnkar etmiyorum da bunu,
Seni sevmek gibi büyük işlere kalkıştım.
Ve lütfen inkar etme;
Sana en çok ben yakıştım.

Üç nokta aşktır...
Her nokta gizli bir Ahtır!...
Seviyorum deyip haykıramamaktır...
Boğazda düğümlenen iki çift sözdür...
Dilin lal, gönlün melal olduğu andır...
Gözlerden süzülmeyen iki damla gözyaşıdır...
Hissedilen fakat bir türlü yazılamayandır...
Kelimelerin kifayetsiz kaldığı andır...
Üç nokta; bitmeyendir bitemeyendir...

11 Mayıs 2014 Pazar


Seni yollarca, şehirlerce uzağından sevdim.
Seni kelimelerce, şiirlerce yakınından sevdim.
Seni, dünya üzerinden sanki ilk kez benim için kalemi eline alıp yazdığın mektuplarca sevdim.
Seni umutsuzca, beklentisizce, hayallerce uzağından sevdim.
Hayatımı öyle olduğunu gibi bıraktım. 
Sende beni bıraktın.


Otobüsün sol camından etrafı izlerken,
Sağ camından kaçırdıklarımızdan ibarettir bazen hayat.


"Şimdi diyorum.
 Şimdi: Bir deniz, denizde vapur, gökyüzünde martı, semaverde çay olmalı; 
Bir de çaya yaren."


            Çok kavga eden, çok bağıran kadın gitmek istemiyordur, 
Bir şeyleri çözmek istiyordur.
Gitmek isteyen kadın, susar ve sessizce gider...


Oysa bu susmalar;
bilmenin susmalarıydı, bilmemenin değil .


      Kızlar, babalarının yaptığı ve söylediği şeyleri asla unutmazlar.
Kızlar aslında en çok babalarına kırılır,
En çok babalarıyla mutlu olurlar...


"Ne zaman lafın bir ucu sana çıksa sonuna gelemeden heba oluyor gülümseyişlerim."


Duygularım anestezi altında. 
Her şeyi görüyorum, her şeyi işitiyorum, 
ama artık hiçbir şey hissetmiyorum."

10 Mayıs 2014 Cumartesi


“Sevgi insanın yüreğinden çıkan sessiz çığlıklardır.
Bazen bunu sevdiğiniz insanlar bile duymaz.”